Ağu 31

Türk İslam Aleminin ve Dünya Müslümanlarının
Ramazan Ayını Kutlar Hayırlara Vesile Olmasını Dilerim

 

Bu mübarek aya girmiş bulunuyorsunuz.Bu ayda bir gece vardır ki bin aydan hayırlıdır.Bu gecenin hayır ve bereketinden mahrum kalan bir kimse,Bütün hayırlardan mahrum kalmış gibidir.Onun hayrı ise sadece (uhrevi saadetten) mahrum kimseye haramdır.

Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır,
cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur.

 

Ağu 29

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

GENÇLİĞE HİTABE’DEN ALINTI

Bir gün istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin…’
Memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet fakr’u zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikabilinin evladı!
İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen Türk istiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.

30 Ağustos 1922

Türk tarihi zaferlerle doludur. Ama 30 Ağustos 1922’de zaferle sonuçlanan Dumlupınar Savaşı, Türk ulusunun yeniden dirilişidir.

Malazgirt Savaşı’yla (1071) 26 Ağustos’ta Anadolu’nun Türklere kapıların açan kahraman ordumuz; Başkomutanlık Meydan Muharebesi’yle de Anadolu topraklarının Türk Vatanı” olduğunu önünde durulmaz bir iradeyle düşmana ispatlamıştır. Ve yine ulusumuzun iradesiyle Cumhuriyet kurulmuştur.

Atatürk, ünlü “Nutuk”unda Kurtuluş Savaşı’nı anlatır. Her Türk yurttaşının okuması gereken Nutuk (Söylev)’da Atatürk savaşa nasıl hazırlandığımızı da anlatmaktadır.

O’ndan öğrendiğimize göre: Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, Batı Cephesi Komutanı ve İnönü Savaşları kahramanı İsmet Paşa ve Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak Paşa büyük bir gizlilik içinde taarruz planlarını hazırlarlar.

1922 Ağustos ayında Türk Ordusu taarruza geçmek için, Kurmay heyeti’nce karar verilir. Mustafa Kemal, İsmet Bey, Fevzi Çakmak ve diğer paşalar ile kurmaylar; savaşı yönetmek üzere Kocatepe’ye gelirler.

26 Ağustos sabah, saat 05.30’da Türk topçu birlikleri Afyon’un güneyinden düşman siperlerini ateşle vurmaya başlar. Ardından piyadeler hücuma geçerler. Planlandığı gibi Büyük Taarruz devam eder ve düşman gerilemeye başlar, bozguna uğrayarak ikiye ayrılır.

30 Ağustos’a kadar düşman ordusu çembere alınır. 30 Ağustos sabahı, 1. Ordu ve avcı hatlarını ile 4. Kolordu’yu denetleyen Başkomutan Mustafa Kemal Paşa; saat 14.00’da Aslıhanlar yakınındaki “Komuta Karargâhından taarruz emrini verir.

Dumlupanır’da ordumuz düşmana son darbeyi vurur. Düşman askerleri kaçmaya başlar. Mustafa Kemal Paşa; kaçan düşman askerlerini kovalamak için, “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” komutunu verir. Yunan Başkomutanı General Tikopıs dâhil çok sayıda esir alınır.

Şahlanan Türk Ordusu düşman güçlerini İzmir’e kadar kovalar. 9 Eylül 1922 günü Türk Ordusu İzmir’e girer. Batı Anadolu’yu yakan yıkan düşman kuvvetleri canlarını zor kurtararak, geldikleri gibi gemilere binerek giderler.

30 Ağustos 1922 tarihi, Türk ulusunu esir etmek isteyen emperyalist güçlere karşı; kadınıyla çocuğuyla, ordusuyla topyekûn verdiği bir savaşın ve ulusal benliğini kurtardığı ve Zafer Destanı’nın yazıldığı gündür.

Bu mutlu günde, zaferi bize yaşatan Atatürk ve silah arkadaşları ile kahraman Türk Ordusu’na şükran ve minnetlerimizi sunarken, ulusumuza da Zafer Bayramı kutlu olsun…

Ağu 28

SUSKUNLUĞUM

İçimden dökülür mutsuzluğun külleri
Yanar içinden içinden ateş
Gözlerin gözlerimde takılıyken
Yükselir yeniden alevler kalbimden
Kokunu içime çekerken
Nefesim kesilir ,
Gökyüzünde uçarken
İnmek isterim kalbinin üstüne
Ama kıyamam dokunmaya
Titrer dudaklarım konuşurken
Kelimeler ağzımda yuvarlanır
Hiç yoktan yere susarım
Suskunluğum dillenir gözlerimde
Bakışlar konuşur durgunlukta
Bağlar yürekleri birbirlerine
Kopmazcasına….

Alıntı:Gül-Pınar ekleme:27.08.2008,21:29
http://siir.roots.gen.tr/SiirGoster.html?siir=125193

NAZLI CAN

Aşk ayazı kalbe hüzün küremiş,
Nemli gözler yâr arıyor tavanda…
Dertler dağken yeni tepe türemiş,
Tuştur düşler eziliyor havanda…

Yalnızlıkla gönül kıymış nikâhı,
Bıçak kesmiş uçmuş gitmiş iştahı,
Uyku firar yastık bekler siftahı,
Kalem günlük kan ağlıyor savanda…

Mahkemenin duvarıdır gül surat,
Ayrılığın ateşinde kül murat,
Leyla gitmiş Mecnun âşık çöl hoyrat,
Bağrı tandır kan çekilmiş civanda…

İlk aşkı bu yenik düşmüş hayatta,
Minik yürek cenderede feryatta,
Salı batmış el uçuyor lüks yatta,
Aşk bal değil gül ağıdır kovanda…

Cantekin der; gül yanaklı göz mercan,
Selde umut karayelde heyecan,
Gör halini insafa gel Nazlı Can,
Vurgun yemiş aşkın inler divanda…

Alıntı:Mahmut Cantekin 26.08.2008,10:31
http://siir.roots.gen.tr/SiirGoster.html?siir=125153

Ağu 27

ESKİ BİR SONBAHAR

Sonbahardı…Seninle geçiyorduk o yoldan
Topraklardan havadan bir hüzün taşıyordu
Bize yaklaşıyordu
Gönlümüzde yepyeni bir duygu yaşıyordu
Rüzgarların değildi bu musiki, bu hüzün
Hatırladın değil mi? Kuşlar ağlaşıyordu…
Havada bir serinlik…
Tatlı bir hayal gibi…
Toprak nasıl meçhuldü tıpkı istikbal gibi?
O gün tabiat başka bir türlü yaşıyordu
Kalbin acı gözlerin yaşla dolmuştu senin
Yapraklar gibi yere dökülüyordu senin
O nağme mesafeyi zaman aşıyordu
O bir beste değildi Kuşlar ağlaşıyordu
En hazin şey muhakkak öksüz kalan ocaktır
Bu ocak hüzünlerle dolup boşalacaktır
Eski bir sonbaharı, küçük kuşları anmak
Belki veda etmektir sana birkaç satırla…
Yine bir sonbaharda ordan yalnız geçersen
Beraber geçtiğimiz serin günü hatırla!..

Alaıntı:Hüseyin Nihal Atsız
http://atsiz.org/siirler/goster.a.php?articleid=1015&tab=poems

ADIMLA NASIL BERABERSEM

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan
koşar gibi yürüyüşün
karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın
karanlık boşluklarında akıp giderken zaman

adımla nasıl berabersem öylece beraberiz
seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye
gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat
koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz
ve sonra her zaman her ölümlüye
aynı şartlar altında kısmet olmıyan
gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın

Alıntı:Attila İlhan
http://www.siirperisi.net/siir.asp?siir=3065

Ağu 21

SULTAN-I YEGAH

şamdanları donanınca eski zaman sevdalarının
başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegâhın
nemli yumuşaklığı tende denizden gelen âhın
gizemli kanatları ruhta ölüm karanlığının
başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegâhın

yansıyan yaslı gülüşmelerdir karasevdalı suda
bülbüller kırılır umutsuzluktan yalnızlık korusunda
eylem dağılmış gönül tenha çalgılar kış uykusunda
ölümün tartışılmazlığı nihayet anlaşılsa da
başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegâhın

bir başkasının yaşantısıdır dönüp arkamıza baksak
çünkü yaşadıklarımız başkasının yargısına tutsak
su yasak rüzgâr yasak açık kapılar yasak
belki bu karanlıkta yasakları yasaklasak
başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegâhın

Alinti:Atilla İlhan
http://siir.roots.gen.tr/SairSiirGoster.html?siir=356

UNUTURUM SANMA SENİ

Deniz gibi coşuyorsun.
Seneleri aşıyorsun.
Yüreğimde yaşıyorsun.
Unuturum sanma seni.

Hiç aklımdan çıkmıyorsun.
Düşlerimde yaşıyorsun.
Ateş gibi yakıyorsun.
Unuturum sanma seni.

Sen de beni seviyorsun.
Belleğinden silmiyorsun.
Bunu belli ediyorsun.
Unuturum sanma beni.

Alinti:Ertuğrul ERDEL İZMİR-Çiğli/17 Ağustos 2008-22.15
http://siir.roots.gen.tr/SiirGoster.html?siir=125059



« Previous Entries